Son yazılar

6 Aralık 2017 Çarşamba

Eminem- Walk On Water Şarkı Çevirisi ve Göndermeler

İlk defa Eminem şarkısı çeviriyorum. Yanlışlarım varsa şimdiden affola. Eminem'i dinleyenler bilir şarkılarında fazla gönderme vardır. Şarkıyı çevirdim ama  göndermeler kısmını bu şekilde bir postla açıklamak istedim. 



Özellikle Stan şarkısının göndermesine ve hikayesine çok şaşıracaksınız. Ama direkt "Stan" ile olaya balıklama atlamak yerine sırasıyla göndermeleri yorumlayacağım. Öncelikle şunu bilelim. "Walk on Water",  'bende sizin gibi bir insanım" diye haykıran Eminem'in atarlı halini anlatıyor. Bu şarkı, Beyonce ile bir düet şarkısı ama çoğu insan nedense Beyonce'un vokalini beğenmedi bir kısmı ise Tanrı ve Tanrıça düet yaptı diye yağ gibi eridi. Ben de Beyonce'un sesine pek alışamadım bu şarkıda niyeyse... Zaten Beyonce olan düeti değil Skylar ile olan düetine çeviri yaptım.

Skylar- Eminem

 Neyse sırasıyla göndermelere açıklık getirelim.



Beyonce ile düet>>

İlk önce orijinal kayıtla bu performans arasındaki fark nedir ona açıklık getirmek istiyorum. Orijinal kayıtta piyano sesi ve kağıta yazılan notlar ve kağıtların buruşturulup atılma sesleri var. Fakat Canlı performansta elbette bu yok. Onun yerine orkestra kullanmayı tercih etmişler. Çok iyi de olmuş :)




TRSUB- Walk On Water - TRSUB from Derya Hyunbinaşkı on Vimeo.




"I know the mark's high, butter–
flies rip apart my stomach"

"Çıta yüksek biliorum, kele-
sinekler midemi paramparça ediyor"

İnsanlar heyecanlandığında midemde kelebekler uçusuyor diyor ya... Eminem rahatsızlığını dile getirmek için butter-flies kısmını ayırıp rap yapıyor. Yani onda kelebekler yerine sinekler var. Rahatsız edici olduğunu düşündüğünden bu tarz bi kelime oyunu yapmış.

Bir kıta da daha bir kelime oyunu var fakat kelime oyununu anlayacağınız şekilde çevirseydim o kısmı anlaşılmaz olacaktı şarkı normal bir bütün olarak çevirdim.

O kısım da şöyle: "But I'm doin' my best to not ruin your ex–
pectations and meet 'em, but first"

"Ama elimden geleni yapıyorum beklentilerinizi karşılamak için ama ilk önce..." diye çevirdim ben. Fakat o kısımda ex dediği yerde hayranların sevdiği başarılı olmuş tüm işlerine gölge düşürmek istemediğini söylüyor. your ex derken zaten işlerinin hayranlar için olduğunu bir kez daha haykırmış.



"Vicodin almak oldukça zor bu yüzden kaale almıyorum bunları"

Vicodin morfinle benzer yapıda uyuşturucu etkisi olan bir ağrı kesici. Eminem'in hap almakla ilgili pekte hoş olmayan bir geçmişi var. Buna atıfta bulunduğunu düşünsem de ingilizce bir deyim de söz konusu. "That's a hard Vicodin to swallow" Vicodin yerine pill demiş olsa 'bunu kabullenmek zor' gibi bir anlam veren deyim var ingilizcede. Aslında bir cümleyle hem hayranlara hem kendine gönderme yapmış oluyor.

"Khakis gibi baskı artıkça yırtılıyorum
Buzulların çatladığını hissediyorum, çünkü"

Burada Khakis'in üzerindeki baskı haki pantolonların kırışmasına yırtılıyormuş gibi ses çıkarmasına  gönderme yapıyor. Bu yüzden bende "baskı arttıkça yırtılıyorum" diye çevirdim. Daha çok orijinal müzikte kağıt yazma yırtılma seslerinden de dayanak aldım diyebilirsiniz.



Nakarat kısmından çok bahsetmeyeceğim çoğunuz anlamışsınızdır. İsa'nın suda yürüme mucizesi sadece Luka incilinde bu mucize geçmez. Diğer üç incilde bir şekilde anlatılır. Asıl önemli olan Eminem'in " İsa su üzerinde yürümüş olabilir ama donmuş su üzerinde" diye iddia eden bir bilimciye karşı, İsa yürüyor ama su üzerinde fakat ben insan olduğum için donmuş su üzerinde yürürüm diyerek son noktayı koyuyor :) Kendince bilim insanına diss atıyor diyebiliriz :D

"Mathers plaklarının" diye çevirdiğim kısımda ise CD yerine Disc demesi çok ilgimi çekti. Bu yüzden CD yerine plak dedim. Mathers da ne evladım diyenlere, Eminem'in adı ve soyadı şu şekilde efendim: Marshall Bruce Mathers III.

"Ben tanrı vergisi değilm, Nas, Rakim,  'Pac, B.I.G., James Todd Smith...
Ve bir prens değilim bu yüzden..." Hepsi Amerika'da ünlü rapçiler.



Speedom parçası, şimdi Big Sean... Tahmin ettiğiniz üzere Speedom onun 2015'te yer aldığı bir düet şarkısı şimdi Big Sean demesi de yeni düetlerinden birinin Big Sean olması... Ama sanki bu durumdan memnun değil. Çünkü Big Sean'ıın rapini eleştiriyor. Tıpkı medya gibi... Annesini rap şarkılarda kullanmasını eleştiriyor. Hatta hızlı gidiyor diye çevirsem de hep aynı şeyi yapııyor gibi bir anlam çıkardım. Burada pek emin değildim. Umarım bozmamamışımdır. BigSean için ritmi hep aynı söylemleri var çünkü.

"Ama bana tepeden bakan kişiler içinde
Benim için önemli olan tek kişi DeShaun"



Deshaun(Proof) Eminem'in çocukluk arkadaşı olan rapçi, 2006'da Detroit'te karıştığı bir bar kavgasında kurşunlanarak öldürüldü. Eminem onun cennette olduğunu düşündüğünden ona tepeden bakabilecek tek kişinin de o olduğunu düşünüyor. Zaten performansta o kısımda yukarıya doğru bakıyor. Anlamamak için aptal numarası yapmak gerek :)

"Özellikle metadondan sonra
Geçmişin izi yavaşça kayboluyor ve Dresden'daki evim
yanıp kül oldu ve evimden geriye kalan tek şey, çimenler"

Eminem 2007'de kullandığı haplardan dolayı metadon zehirlenmesi geçirdi.Buna gönderme yapmış.

Dresden'daki ev derken çocukluğunun geçtiği evi anlatıyor aslında. Ev bilinmeyen kişiler tarafında yakılmış. İnternette arama yaparsanız evin harabe halini bulabilirsiniz.Burada anlatmaya çalıştığı şey "zaman akıp geçiyor baksana, şimdi tüm seyircilerim azaldı" gibisinden kalabalıkların yok olduğunu anlatıyor.



"Ve sarı saçımı yıkama zamanı geldi
Satışlar düştü, perde indirildi"

Eminem'in büyük patlama yaptığı yıllarda saçları sarışındı. Amerika'da o kadar çok seviliyordu ki çılgın hayranları ona benzemek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Hatta Stan şarkısını dinleyip klibi izleyenler varsa ne demek istediğimi anlayabilirler.



"Bu yüzden ben ve sen aynı değiliz
Sürt*k ben "Stan"i yazmışım!"

 Eminem Dido ile birlikte düet yaptığı Stan şarkısına atıfta bulunuyor. Şimdi ne alaka diyeceksiniz. Bu adam şarkının başından beri ben insanım beni tanrı gibi görmekten vazgeçin, hata yapıyorum ve ne kadar çok hata yaptığıma inanamazsınız diyor. Bana hayran olurken düzgün olun saçmalamayın demeye çalışıyor. Hatta siz aynı hataya düşmeyin diye Stan şarkısını yazdım size diyor. Stan şarkısının hikayesi ise şöyle;



"Şarkıda stan adında Eminem'in çok sıkı hayranı olan bir çocuğun eminem'e yazdığı mektuplar yer almaktadır. Stan daha önceki bir konserde eminem ile ayaküstü konuşmuş ve mektup yazması durumunda yanıt alacağı konusunda söz almıştır.

Şarkının ilk kısmında Stan'in üçüncü mektubunu eminem'e yazarken buluruz. Stan'in kız arkadaşı hamiledir ve eğer kızı olursa adını bonnie koyacağını söyler (eminem'in çok sevdiği amcası ronnie intihar etmiştir).

İkinci kısımda ise Stan hala mektuplarına yanıt alamamıştır, biraz kırgındır. Eminem'e neden yanıt vermediğini sorar. Altı yaşındaki kardeşi ile birlikte imzalı resim almak için 4 saat soğukta beklediklerini ama eminem'in onları reddettiğini anlatır. Kız arkadaşının eminem'e olan sevgisi yüzünden sorun çıkartmaya başladığını belirtir. Hatta kendisinin eminem'in kaybedebileceği en büyük fanı olduğunu söyler ve "birlikte olmalıyız" şeklinde bitirir.

Üçüncü kısımda stan son derece öfkelidir (şarkıyı söylerken sesinden de bellidir), diğer hiçbir mektuplarına yanıt vermeyen eminem'e bu sefer arabada kaset doldurmaktadır. İçki içmiş ve süratli araba kullanmaktadır. Eminem'e türlü laneti okuduktan sonra arkadan bir çığlık gelir, stan hamile kız arkadaşının elini kolunu bağlayıp arabanın bagajına kilitlemiştir. Sonuna doğru stan arabayı köprüden aşağıya sürer ve denize düşerler, ancak kasedin kime olduğunu söylememiştir.



Dördüncü ve son kısımda Eminem stan'in önceki tüm mektuplarına cevap vermektedir. Çok meşgul olduğunu belirtir, kız arkadaşının durumunu sorar, kardeşi için imzalı bir resim gönderir. bütün bu süre zarfında stan'e sakin olmasını, kız arkadaşıyla daha çok ilgilenmesini, "birlikte olmalıyız" derken neyi kastettiğini anlamadığını söyler. Ancak mektubun sonuna doğru birkaç hafta önce sarhoş bir sürücünün bagajdaki eli kolu bağlı hamile kız arkadaşı ile birlikte arabasını köprüden aşağı uçurduğunu ve arabada kime olduğu belli olmayan bir kaset bulunduğunu hatırlar. Şarkı eminem'in o habere çıkan kişi ile mektupları yazanın aynı kişi olduğunu fark etmesiyle biter, şarkının son sözü "şimdi düşününce, o adamın adı... o sendin, stan!" şeklindedir."

**Bu hikaye ekşi sözlükte  varos cloudstrider adlı kullanıcıdan alıntılanıp düzenlenmiştir***




Bu şarkı Eminem'in gelmiş geçmiş en iyi şarkılarından biridir. Ayrıca Stan adlı kişinin gerçek adı bilinmiyor. Şarkıda Stalk ve stalker kelimelerinden esinlenerek Eminem'in böyle bir isim uydurduğu düşünülüyor.

Umarım şarkı çevirimi ve açıklamalarımı beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum :)Teşekkürler...

10 Kasım 2017 Cuma

Animelerden Seçmeler: Part 4


2015 yılından beri part 1-2-3- şeklinde öneri verdiğim animelere bir yenisini eklediğim için çocuk gibi seviniyorum. PART 4 hayırlı uğurlu olsun. 

Neden bilmiyorum ama şimdi anlatacağım animeyi nasıl ve hangi sırayla anlatacağımı bilemedim. Efsane oluşuna(olacağına) aşırı derecede güveniyorum.

1.Boku Dake ga Inai Machi (Erased) (Bensiz Kasaba)



A-1 Pictures yapımı olması ve bunu duyan animecilerin gözlerini fal taşı gibi açılmasını sağlar. Çünkü bilirler, Sword Art Online, Fairy Tail, Black Butlar gibi sevilen serilerin yapımcısıdırlar. 

Türü için  Fantastik, Gerilim, Psikolojik, Seinen diyebiliriz hatta bence Dram ögesini de eklemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ağlamak üzere olduğum anlar vardı.


Şimdi bu animenin konusu hakkında yazmadan önce herkese öneriyorum. Kuzenlerim daha önce hiç anime izlememişlerdi...Bunu izlediğim halde onlarında seveceğini düşünerek tekrar izledim onlarla. 2 günde seriyi bitirdik. Ve çok beğendiler. Hatta varsa bu tarz anime önermemi istemişlerdi.

Konusuna gelirsek;

Manga yazarı Satoru Fujinuma, kendisini ifade edememe korkusuyla yüzleşmektedir. Hatta bu yüzden mesleğini yapamamaktadır. Ancak, ölüm ve kötü olayları engelleyebilen doğaüstü bir yeteneği vardır. Bu olaylar gerçekleşmeden önce, zamanda birkaç dakika geri gider ve bu süreç sürekli tekrar eder; ta ki söz konusu olan olay önlenene kadar.
Bir gün, kendisini katil durumuna düşüren bir olaya karışır. Kurbanı kurtarma çabasıyla kendisini geçmişe yollar. Fakat, sınıf arkadaşı Kayo Hinazuki'nin kaybolmasından bir ay önceki zamana, ilkokul öğrencisi olduğu yıllara gelmiştir. Artık Satoru Fujinuma küçük bir ilkokul öğrencisidir. Bunun üstüne, Satoru kendisine yeni bir görev edinir: Kayo'yu kurtarmak ve kayboluşundaki gizemi çözmek. Bakalım Satoru kendini aklayıp Kaybolan arkadaşı Kayo'yu kurtarabilecek mi?

Satoru: Güzelsin.
29 yaşındaki eleman bunu yüksek sesle söylediğinin farkına varıyor :D 

Artıları çok fazla olan bir anime ama şunu söyleyeyim 29 yaşındaki birinin kendini 10 yaşındaki bedeninde bulması ve 10 yaşındaki birinin hayatını yaşamanın zorluklarını göreceksiniz. Dahası karakterin iç sesi ve 10 yaşındaki kendisinin çelişmesine tanık olacaksınız. Bu şekilde karışık anlatmış olabilirim :D Farkındayım. Cidden kendiyle konuşup çeliştiği sahneler benim çok hoşuma gitti.

İlk altı bölüm soluksuz izleyebileceğiniz bir temposu var. Spoiler olacak ama katil geçmişte. Bununda verdiği heyecanla Satoru ile katili arayacaksınız.Katili bulsanız dahi(benim tahminim doğru çıkınca) sinir olup kafanızı duvarlara toslayıp sinir küpü olmanız da muhtemeldir.

Animenin kalitesini bazen müzikler belirler anime dünyasında. Animenin kendisinin kaliteli olduğu gerçeği ile açılış şarkısını Asian kungfu generation adlı gruptan eski bir şarkıyı seçmişler. Mükemmel bir uyum.

Anime açılışı

Asian kungfu generation'ın canlı performansı: giriş muhteşem değil mi? *_*


Şarkının suyunu nasıl çıkartırız buyurun :D Ben öyle takıntılıyım ki her versiyonu var telefonumda :D




Bu beyin yani Pellek'in bir TOKYO GHOUL - UNRAVEL coverı var. Böyle diken diken dinliyorsunuz. O tizlere çıkışı sizi ürpertiyor. Konudan sapıyorum ama ben zati deli diye dolanıyorum sorun yok :D


Capon abiler yemediler içmediler bunun live-action filmini yaptılar. Elbette hayal kırıklığı oldu bizim için. Animenin myanimelist puanı 8.6 bence bu anime 9 puanlık bir anime. Herkes Death Note seviyesinde yazmış bence Death note'dan da iyiydi. Kurgusu ve karakterleri muhteşemdi. Eğer şans vermek isterseniz TürkanimeTV ve Dizibox gibi sitelerde güvenle izleyebilirsiniz. Unutmayın 2016 yılının en iyi animelerinden birini önerdim size ;)

Ve ikinci animemiz...

2.Udon no Kuni no Kiniro Kemari 💞

Tam anlamıyla bir slice of life(yaşamdan kesitler) türünde bir anime izleyeceksiniz.Hatta en iyisini diyebiliriz. Fakat fantastik olanını.


Konusu;

Souta Tawara Tokyo'da çalışan bir web tasarımcısıdır.Zamanında memleketinden babasıyla tartışıp ayrılmıştır.
Memleketi Kagawa'daki ailesinin Udon dükkanını ziyaret ettiğinde, 
küçük bir erkek çocukla karşılaşır. Bu karşılaşmanın hemen sonrasında çocuğun sırrını öğrenen Souta, Poco'ya bakmak için işini bırakmaya karar verir. Bu ikisinin günlük maceraları Poco'yu yavaşça sarmalarken, Kagawa'dan; "Udon Kralığı'ndan" geçerken Souta'yla birlikte kendisine yol gösterici olur.

TürkanimeTV'den alıntdıır...



Barakamon izlemiş olanınız varsa direkt başlasın. 

Animenin çizimleri o kadar şirin ki karakterleri izlerken yanaklara dalma hissiyatı yaşıyorsunuz. Souta ve Poco'yu izlerken içiniz ısınacak, sımsıcacık olacaksınız. Hatta belki de poco gibi bebeniz olsun isteyeceksiniz. Yerler onu. Kışın yayınlanmıştı sıcacık tüketmiştik <3



Animeyi bitirince ebeveynlerinize gidip bir bakacak.. İyi ki varlar diyeceksiniz eminim. Genç bir adamın baba oluşunu bir çocuğa umutla bağlanmasını izleyip özeneceksiniz. Hatta daha ileri gidip Souta'ya kısmetler aramaya başlayabilirsiniz :) (Aday var :P )


İzlemek isteyenler TürkanimeTV'den izleyebilirler.

Ayrıca açılış müziğini de çok beğeneceksiniz.




Üçüncü animemiz bir seri olmasa da Hiyokoi adlı manga'nın Special OVA'sı.

3. Hiyokoi / Hiyo'nun Aşkı💘

Minnoş ufak Hiyori ile Kavak gibi boyu olan sırma saçlı oğlanın karşılaşma hikayesi...

Türü romantik-komedi ve okul olan bir anime ama sevimlilik derecesini sorarsanız 9.5 :D 



Konusu;


Hiyori utangaç, ufak tefek bir kızdır. Geçirdiği trafik kazasından 1 yıl sonra ilk kez okula gidecektir ve biraz da korkmaktadır. Arkadaş edinmek için çabalayan Hiyori, yoksa daha fazlasını mı elde edecektir?

Fakat bu hikayenin acı verici bir yanı var. Bir bölüm ve  sadece 22 Dakika. İzleyince şirinliklerine kapılıyor niye başka bölümler yok diye zırlıyorsunuz (yaptım :D )


Fakat mangası da çok güzel. Yani en azından Türkçe olarak takip etmenizi öneririm.

İzlemek isteyenler TürkanimeTV'den izleyebilirisniz. Türkçe Okumak isteyenler Mangatr'den okuyabilirler.

Daha uzun bir şekilde bu listeye devam etmek istiyordum. Fakat yıl sona ermeden yeni bir yazım olsun istedim. Bu yüzden kısa kesiyorum. Dilerseniz diğer partlara(yazının başında iç içe geçen partları belirttim) bakabilirsiniz. Umarım beğenir ve düşüncelerinizi paylaşırsınız. 💗💗 Okuduğunuz için Teşekkürler 💜💛



30 Eylül 2017 Cumartesi

Teen Wolf: Başında Kavak Yelleri Esen Ergen Kurt>> Dizi Eleştirisi


Bu seriyi bitireceğimiz günler gelecek miydi? Kocaman 6 sezonuyla bir şekilde sonlandı Teen Wolf.

İlk sezonlarda avcılar-kurt adamlar sorununu işlerken ergenlik sorunlarına da el atıyorduk. Şikayetçi değildik. Belki de onların sorunları bizimde sorunumuz diyorduk ta ki aslında onlar kadar özgür olmadığımız gerçeğine dan diye çarpana kadar. Evet evet, bu noktada nasıl bir okul, nasıl öğretmenler bunlar nasıl devamlı oynaş kişneş(annemin lafıdır😆) oluyorlar len diye isyan ettiğin dizidir.

İlk Sezon Posteri

Neyse bunları hayal ürünü diye nitelendirdik, devam ettik. Yani en azından ben öyle yaptım :D Şimdilik size finaline ve genel olarak bir eleştiri yapacağım.



Konusunu tahmin edebileceğiniz üzere ergen bir çocuk kankasıyla ormanda gece dolaşırkene(ormanda gece dolaşılmaz ama işte yabancılar karanlıkta diğer odalara ışık yakmadan gidebildikleri gibi ormana da geceleyin gidiyorlar :D ) alfa kurt adam tarafından ısırılır. Tabii hemen ertesi günü bayağı güçlü çevik atik...bunların hepsi aynı anlamda olabilir idare edin. Ergen kurt adamın ve arkadaşlarının yaşadıkları zorlukları izliyoruz. Aslında bana sorsanız karanlık yüzü ve doğaüstü yönü olmadan tam bir One Tree Hill, The O.C, Gossip Girls ve daha nicesinin benzer gençlik dizisi tarzındaydı. Hatta az zorlayalım.. Kavak Kurt Yelleri :D Yani baş oğlan sevgili buldu, sevgilisi ve ailesi sorunluydu vs klişe gibi gelse de oldukça iyi kıvırdıklarını ilk sezonların çok eğlenceli olduğunu düşünüyorum. Yoksa 6 sezonu babalarının hayrına izlemedik :)


Herkesin kankası, sevgilisi Stiles aynı zamanda başrol kurtadam çocuğumuz Scott'ın kankasını çok sevdik. Çünkü olaylara tepkisi, bizim izlerken verdiğimiz tepkilere benziyordu. Olayları korkuyla karışık dalgaya alması, saflığı, bilgiçliğiyle Stiles'ı Teen Wolf izleyicisi sahiplendi. Hatta karşılıksız aşkına kavuşsun diye anketler imzalar toplamış bir fandom sevgisinden bahsediyoruz.

Sizce bu sevgi bir rastlantı mı? Stiles'ı canlandıran Dylan O'Brien, ilk Scott seçmelerine gitmiş ama Stiles'ın repliklerinin ve ruh halinin sevimliliği yüzünden o rol için seçmelere girmiş. Seçmelere girmiş diyorum ama bizimkisi sadece youtube videolarının izleme linklerini bırakmış :D Bence dünyanın en akıllıca hareketini yapmış.



Dizide son sezonda yokluğu o kadar belli oluyordu ki... ayrılmamıştı diziden ama onu her bölümde görmek istiyordu seyirci. Çünkü Scott ve Stiles bir elmanın iki yarısı, Zeki ve Metin'i gibiydiler. Zaten bundandır ki son sezon tam bir hayal kırıklığıydı. Artık kim geri gelecek diye izliyor, o ölmüş bu satılmış, bu kim diye sorgulamıyorduk. Zaten reytingler de yandı gülüm keten helva tarzında ilerliyordu. En azından Scott ve Stiles'ı canlandıran oyuncular gerçek hayatta da çok iyi arkadaşlar.



Birkaç sezonun en büyük sorunu kimilerine göre Scott'ın güçsüzlüğüydü...Ben böyle diyenlere gülüyorum. Olum bu adam bip spoiler ona göre okuyun.




9 Ağustos 2017 Çarşamba

Hyunbinaskı Yanlışlıkların Adamı ^^

Aylardır post yayınlamamışım. İlk postum aylardır ne halt yediğimle alakalı olacak ☺Herkesin bildiği üzere çok sıkı bir manga takipçisiyim. Öyle merak ettim ki nasıl düzenlendiğini, anlayacağınız işin evrelerini merak edip manga çevirmenliği için başvurdum. Fakat başvuran kişiler sağ olsun biraz beni  biraz sohbetimizi dalgaya alıp konuştular saçma hareketlerde bulundular.Belki de konuşan kişiden kaynaklanıyordu ama soğuttu. Fansubun adını söylemiyorum bu yüzden. Daha ben ne oluyoruz demeden abuk sabuk hareketlerden kaçtım anlayacağınız. İlk adımda böyle bir şeyle karşılaşınca boş veriyorsunuz...



Bu olaydan birkaç hafta sonra TürkAnimeTV'de yeni sezon animelerinin haberlerini okurken bir de ne göreyim TAÇE yani Türk Anime Çeviri Ekibi çevirmen arıyor. Neyse hemen yazdım.Ama ben çevirmen olayım içgüdüsüyle yazmıyorum çünkü yeni yeppudaa'dan ayrılmıştım. Kafamı dinlediğim, öyle bir iki bişi yapmak istediğim zamanlardı.



TAÇE'de ilk konuştuğum kişi gayet ciddi konuşuyordu. Tamam dedim işte aradığım yer. Kasmıyor, germiyor, saçma sapan dağıtmıyor, seninle adamakıllı olayı konuşuyordu. Neyse meğersem ben oraya haber çevirmenliği için başvurmuşum, bunu anlayınca ben anime çevirmek istiyorum dedim. Gerçi ikisi içinde gelmemiştim derdim yine manga çevirmenliği yapmak.

I Love Yoo(Webtoon)

İşin komik yanı benim anime çevirmek gibi bir amacım yoktu aslında. Zaten olağan meşguliyetten yeni kurtulmuştum. Nasıl oldu da anime çevirmek istiyorum dedim hala o kısmı bilmiyorum. Sanki bir anlık güzel bir hataydı. Aslında o an benimle konuşan kişiden, "Aaa öyle mi o zaman başka sefere inşallah, anime çevirmenliği için alım açıldığında yine gel, tamam mı?" demesini beklemiştim😂



Onun yerine, hemen seni anime çevirmen alımı konusuyla ilgilenen arkadaşıma yönlendireyim dedi ve anında yönlendik adfg Ama ne yönlenme, çevirmen ihtiyaçları varmış zati... Başka bir gün için konuşmak için sözleştik. Aslında amacım ilk başta anime vs olmadığı için o an gidebilirdim. Ama bir işe başladım mı gerisini getirmek zorunda hissediyordum ayrıca merak ettim ekibi. Çünkü çok fazla anime izliyorum ve TAÇE'de izlediğim her şey mükemmel bir çeviriyle sunulmuş oluyordu. Doğrusu benim gibi imla kurallarına pek dikkat etmeyen birine pek uygun değildi. Ama anime serilerinin çeviri evrelerini dahi merak ediyorum.(zaten benim başıma hep meraktan geliyor ne geliyorsa sdfg) Ve konuştuğumuz zaman çok sürmedi ilk serime yarım kalmış serilerden birisini alarak başladım.



Aslında hep korkuyordum, ya istemediğim bir animeyi zorla çevir derlerse... Başıma böyle şeyler geldiğinden belki bir belki yüz defa sormuşumdur: "İstediğim animeyi alabilirim, değil mi?" Her defasında cevap: "Elbette, istediğini al. Çevir." 😂 O kadar çok sordum ki hatta bir an kızıp yeter git diyebilirlerdi.. Neyse ki sabır taşıymışlar bunu da öğrendim. Hani bir yerde sabırları tükenirse falan asla kızamam çünkü ben yani, mal ortada sdfg



İlk çevirdiğim seri: İndirmek için: Jubei-Chan 2
                                İzlemek  için: Jubei-chan 2

...sonra bir yarım seri daha aldım :)

İzlemek için: Tetsuvan Birdy 2

son bir bölümüm kaldı ama nasıl sürünüyorum...Çünkü pc sorunları özel hayat... vs...

Güncellere geldik o sıra. İlk güncelim Sakurada Reset.. Fakat hardsub denilen formatla yayınlanıyor. Yani altyazı dosyası yok. Endonezce alt yazı buldum ondan çevirmeye başladım. alışık değilim ilk gidip gömülü ingilizce altyazıya bakıp sonra onu endonezce'ye yazmaya. 2-3 günde bir bölüm çeviriyorum ama gece 1-2 gibi pilim bitmiş oluyor sdfg Hatta ekibe de sürekli yazıyorum daha doğrusu şikayet ediyorum. Niye normal bir ingilizce altyazı dosyası çıkmıyor diye. Üstelik başka bir fansub daha çeviriyor seriyi. Komiktir onlar 48 saat dolmadan veriyorlar bölümü. Ayrıca iki kişi çeviriyorlar, normal tabii, çünkü 500 satırdan fazla oluyor daima bölümler. Ama nasıl hırs yapıyorum görseniz diğer fansubtan önce vericem diye.Üstelik tek başıma çeviriyorum..Fakat ekipte onlardan önce vermemin imkansızlığını anlatıp duruyorlar.Bazen cesarette verseler benim inat işte.Neyse sonra öğrendik ki normal altyazı dosyası çıkacakmış ben rahatlıyorum. Sonra bir ara benim ve encoderım olan arkadaşın meşguliyetinden dolayı ara verdik animeye. Tabii diğer fansub devam ediyor. Anlayacağınız benim başıma gelenler pişmiş tavuğun başına gelmez. Encode yapan arkadaş çok sabırlı biri, yani en azından benim gibi birine dayanıyor adfg

Fukumenkei Noise izlemek için: TIKLA

Fukumenkei Noise


Henüz Sakurada Reset'i bitirmemişken bir güncel daha alıyorum. Yani açgözlülüğün ohalı hali sdfgh Müzikli shoujolu "Fukumenkei Noise" adlı bir seri. Elbette bitirdim onu. Hayatımda izlediğim en mal kız karakteri çevirdim diyebilirim. Ama erkek karakterler hojtular asdfg Tamam tamam bakmayın :)

Fukumenkei Noise

Fukumenkei Noise'u çevirince başka bir güncel daha aldım ama hala Sakurada Reset'e devam ediyorum. Yine bir açgözlülük.


Yeni serinin adı: Nana Maru Batsu-san. Fakat gel gör ki serinin ikinci bölümünde sülalem olacak inci tanelerim önce Zongulda'ğa sonra İzmit'e gideceğiz diye tutturdular. Sonuç Deryagül Tatilde serileri başlar. Encode yapan arkadaşa gitmek zorundayım derken içim sızladı çünkü bu kadarına da pes yani. Ben olsam, "Ama Derya yettin gayrı. Pılını pırtını skype'ını, srt dosyanı topla ayrıl artık, bu kadar ayrıcalığı babama göstersem şimdiye mecliste buzlu kahve içiyor olurdu." derdim zahar :D Hiç şikayet etmedi ama halinden belli: "Yetti be!" diye inlediği :D Neyse geri döndüm 3-4'ü çevirdim verdim.Sakurada'nın 11 ve 12'sini  aynı anda çeviriyorum, düzenliyorum.Sen 5.bölümü indirirken pc çök asdfgh

Nana Maru Batsu-san
Nana Maru Batsu-san izlemek için: TIKLA

Vallahi kötü şans heybemde geziyorum :d Neyse hemen genç bilgi diye bir tamirciye götürdüm. PC'yi düzeltti. Aman o da ne pc eve geldi çalışmaz, neymiş ağ bağdaştırıcı sorunu vs...Ben bağdaşamadım zamanla hayatla, pc'im nasıl yapsın.Neyse sonuçta yapıldı. Ama o gün eve "Niahahaha, bitiremeyecen çevirileri işte,yeni iş başvurularına yanlışlıkla terlikle katılmana bile neden olacem" diye böğüren  yaratık geldi. Halk arasında misafir deniliyor ona. Halbuki sadece manga çevirmek istemişti ama Deryagül streste :D



Dert anası Derya hyunbinaşkı'yı okudunuz efendim :)


24 Ocak 2017 Salı

"Goblin: Yalnız ve Büyük Tanrı" Dizi Eleştirisi

İki efsane kadronun dizilerini bitirmiş(TLOTBS 20.'yi izleyemedik henüz) bulunmaktayım. Biri Goblin, diğeri ise The Legend of the Blue Sea.

Goblin'den bahsetmek istiyorum ilk önce. Gerçekten oyuncuları efsane olan bir diziydi fakat mükemmeli yakalayamadığını düşünüyorum. Nedenlerime gelince... Sizi spoilersız olduğuna inandığım eleştirilerimle sizi baş başa bırakıyorum.



İlk olarak dizide sahneler gereksizce uzaltılmıştı. Konu öylesine film tarzıydı ki dizi değil ancak Goblin: The Lonely and Great God Part 1-Part 2 şeklinde seri film çıkarmış konudan.





İlk bölümlerden örnek vericem olursam, Goblin'in gelini olması, gelini olmasının kanıtlanması, kılıcı görememesi ve goblin ve gelini arasındaki uzun flörtleşmeler bunların hepsi gereksiz bir biçimde uzatılmış sahnelerle doluydu. Öyle ki bir bölüm izliyorsunuz koca bölüm Goblin'in gelinine hediye vermesi, gelinini mutlu etmesi ile sürüyor bölüm finalde ise ucu açık bitişle meraka sürüklüyordu bizi. Şahsen izlerken sahneleri fazlaca atlattım.Tekrar eden sahnelerle dolu olması rahatsız etti. Diziyi gözümde efsanevi kılan tek şeyin beni merak ettirebilmesiydi.😥



Dizinin en büyük handikapı Goblin ve Gelinin çift olamama durumuydu. Gelini canlandıran Kim Go-Eun (Kim Go-Eun) aşırı liseli tavrı ve tepkileri ile Gong Yoo (Goblin)ile birlikte gözümüzde çift damgasını yiyemediler. Şımarık tavrını iyi ayarlayamadı bence. Son Sınıf öğrencisiydi güya. Çok iyi bir oyuncu olmasına karşın bunu aşırı buldum.Hatta bir haykırarak ağlaması var bir kısımda çok etkileyiciydi. Bence liseli olmasın. Şunu savunuyorum, Tavukçu (Yo Inna)Sunny kızımızla Azrail(Lee Dong-Wook)daha fazla çift gibiydiler.Ve daha ilgi çekiciydiler. Goblin ve gelini sık tekrara düşen bir ilişki resmettiklerinden sıkıcı olmaya başladı.



Onların daha çok sevildiğini düşünüyorum. Daha fazla sevilmelerinin nedeninin de aralarındaki aşkın imkansız oluşunun gerçekliğinden kaynaklıyor diyebilirim.

Goblin ve Gelini içinde imkansız diyenler oluyordu. Fakat başından beri birlikte olabilecekleri bir yer vardı.Spoiler olacağından bunu pek anlatmayacağım.Ama izledikçe daha belirginleşiyor emin olun.



Tekrar eden sahnelerden şikayetçi olup Goblin'in gerçek bir efsane olabileceğini söyledim fakat dediğim şekilde film olsaydı bu mümkün olabilirdi. 16 bölüm bile fazlaydı bu diziye.



Özellikle finale doğru yaklaşırken herkesin beklediği şey gerçekleşiyor fakat diğer bölümde hiçbir şey olmamış gibi hatta başta belirlediği kuralları kendim yıkarım dercesine diziye 4 bölümde iki ayrı son yazmış oldu. Açıkçası Kore dizilerinin klişelikte artık zirve dereceye ulaştığını düşünüyorum. Çünkü aynı olayı W dizisi de yapıyordu. Her bölüm final gibi. Fakat kurgu tek bölümlük ve bölümlerde anlatılacak bir şey yok, 'karakterlerin bir gününün nasıl geçtiğini izlettirelim tarzında bir bölüm yazalım da baksın mallar' kafasında bölümler izledik. Ahahah o nasıl bir cümleydi ben bile kendime şaşırdım şu an😆



Bunun yanında...Dizi Goblin ve Azrail miti dışında diğer dini mitleride kullandı. Özellikle, Tanrıça, Tanrı isimlendirilmeleri oldu.Birden çok tanrıya inanan insanlar için bu dizideki olaylar ve hikayeler pek fazla sorun teşkil etmiyor.Fakat müslüman kesim için oldukça tuhaf karşılanacak bir durumdu. Kaldı ki devamlı gönderilerinde bu durumdan şikayet edenler oldukça fazlaydı. Beni rahatsız eden kısım dini mitleri iyi kullanamamasıydı. Ben daha iyilerini ve hayal gücü kuvvetli mitleri izledim. Şahsen insanlarında rahatsız olmalarına anlam veremiyorum. Dinden çıkartacak bizi vs yazanlar görüyordum.Eğer bir dizi sizi dinden çıkartacak kadar güçlüyse, size tavsiyem her şeyi bırakıp gidin imanınızı tazeleyecek şeylerle uğraşın.İnancınızın bu tür kurgu ve uydurma şeylerle bozulacak türden zayıf olmadığını düşünüyorum. Dediğim gibi daha ağır mitler izlemiş biri olarak burada anlatılan ve betimlenen şeyler sadece buz dağının çok zayıf bir kısmı.Açıkçası Tanrıça olayını çok iyi anlatamadığını hikayeye iyi ya da kötü yönde bir etki bırakamadığını düşünüyorum. Senarist cidden iyi kullanamadı bu mitleri. Azrail bile kendi açısından zayıf kaldı.


Hatırlarsanız, tavukçu kızımız, Azrail'e soruyor. "Bir dinin var mı?" Azrail'in cevabı ise hem dizinin kendiyle çelişmesine hemde komik bir duruma yol açıyor. "Bir din bulduğumda seni arayacağım" tarzı bir cevap veriyor. Azrail'in bir dini yoksa kimin Azrail'i bu? Böyle yazarken cidden çarpılcem 😄 Hepsini geçtim. Buradaki mit neyin miti. Hristiyanlık değil, Budistlik değil, o değil bu değil şu değil. Senarist fazla soju içip din üretmiş hayalinde. Bu durumda dini mit kullanıyor diyebilir miyiz? Bence diyemeyiz. Belki de dünyadaki tüm diziler içerisinde dini mitleri kontrol edemeyen yazar olarak seçilebilir Goblin senaristi. Dizinin mistik bir havası varsa da yok oldu. Kendi kendini çürüttü.

Reklam vermeye çalışırken komiklikte çığır açan sahne. Halbuki insan sorgular yüzyıllardır yaşamış biri hiç mi akıllı telefona bakmamış görmemiş değil mi? 


Hayatımda bu kadar dizi içinde reklam alan bir dizi görmedim.Kahve sahneleri, alışveriş sahneleri,telefon markası vs. ilginçtir yemek sipariş edilen bir yeri bile reklamladılar. Bu saydığım şeyler sahneleri durağanlaştırmakla yetinmiyor bir de bölümü ölü kılıyordu. Yani izliyorsun ama olaysız öylesine bir bölüm.😞

Fakat yiğidi öldür hakkını yeme, sinema tadında bir çekim kalitesine sahip Goblin dizisi. Patlama, uçma, ışınlanma efektleri harika ötesiydi. Hatta bence herkesin efsane diye söylenmesinin en büyük nedenlerinden birinin kalitesinin böylesine büyük oluşu. Yoksa yukarıda bahsettiğim olaylar neredeyse son bölüme kadar devam eden şeylerdi.



Diğer bir iyi yanı bromance yani kankalık ilişkisi içeriyor olması. Goblin ve Azrail'in o tatlı atışmaları sanki yeni evli çiftler gibi saçma kavgaları diziye aşırı ayrı bir tat getirdi. 😅 Fakat bu tadı almamızın yegane sebebi Gong Yoo ve Lee Dong Wook gibi muhteşem oyuncuların bir araya gelişiydi. Şahsen bu arkadaşlığın pozitif enerjisinin kamera arkasından bile çok emindim. Çünkü iki oyuncunun da nasıl kişiler olduğunu iyi biliyordum. Gong güleryüzlü, sevimli biri olduğundan, Lee Dong Wook ise ortama kolay uyum sağlayan, espritüel biri olduğundan birbirleri için üstünlük kurmaya çalışmadılar bu da sete ve dizideki karakterlere yansıdı. Goblin'in her şeyi biliyorum tavrını, Azrail'in saftrik bir şeyden habersiz hallerini izlerken benimsedik böylece. Gördüğüm kadarıyla bu ikisinin sahnesi azalınca hayranlar şikayet etmeye bile başladı. Ee ne diyelim yılın çifti belli o zaman 👀😆


Ve her dizide daha da rahatsız oluyorum, ağızlarını şapırdatarak yemek yemeleri...Kore'de sanırım bu normalmiş. Amerika'yı vs çok önemsiyorlar ya, Amerika'larının yemek adaplarını örnek alsalar bari diyorum her zaman. Bazı yemek sahnlerini atladım,dayanamıyorum gereksiz bir biçimde karaktere ve kişilere tavır alıyorum bu durumda.Çok iğrençler. Keşke yazdıklarımı okuyan Koreliler olsa, YEMEK YEME TARZINIZ ÇOK İĞRENÇ.🙎



Dizi için söylenen bazı anlamsız şeylerde gördüm. "Köşkö dizödö başröl Azraül olsöymüş?"

Cevap:Dizide tam 4 başrol bir tane yanrol var. Goblin,Goblin'in gelini, Azrail, Sunny, başroller. Yoo Duk-Hwa(Yook Sung-Jae) ise yanroldeydi.

Karakterlerden en çok kimi sevdin derseniz de, Tavukçu kız Sunny :) Yo Inna'nın tatlılığı ve şapşallığı birleşmiş böyle seveceğin türde gamsız bir kadın ortaya çıkmış :)


Yemek yemeyince aç oluyorum gibi bişi sanırım asdf

Yazımı okuduğunuz için teşekkürler ^^ Mutlaka yorumlarınızı bekliyorum 💗💚